Hakkımızda

Hakkımızda

Kuzey Kıbrıs’ın çok zengin bir kültüre sahip olması.

Çeşitli nedenlerle yok olmaya yüz tutmuş geleneksel kültürü ile mutfağının sürdürülebilir bir turizm modeli içerisinde sürdürmeye çalışmak başlıca amaçlardan biri oldu. Doğa, çevre, yaşam ve kültür eco agro turizmin başlıca ürünleri olduğu gerçeğinden hareket ederek Cypro Mare & Tourısm Ltd’in bir kuruluşu olarak The Nitovikla Garden Hotel doğdu. Genelde Kıbrıs’ın özelde de Karpaz Yarımadasında henüz bozulmamış bir doğa ve yaşayan bir kültürün olması bu eco-agro turizm modelinin yapılması açısından ayrıca bir önem kazanmıştır. The Nitovikla Garden Hotel tamamen Kıbrıs kültürüne özgü değerlerin tanıtılması, yaşatılması ve sürdürülmesi amacı ile hizmet vermeyi amaçlamıştır. Eşdeğer puan karşılığı alınan yapı 360 yıllık. 2 dönüme yakın bir alana sahip. Ve bu alana Kalkınma Bankasından ve özel bankadan alınan krediler ile yatırıma gidildi. Bir aile işletmesi olan işletmemizde toplam üç personel daha çalışmaktadır. Tümümüz bir aile olduk. Ortak paylaşım ve üretim ile birlikte misafilerimize en iyi hizmeti vermeyi ilke edindik. Onlara Kıbrıs konukseverliğini yaşatmaya ve tanıtmaya çalışıyoruz. Onlara evlerinde olduklarını hissettirmeye çalışıyoruz. Siz misafirlerimiz ile aile ortamımızı paylaşmaktan son derece mutlu oluruz. Daha rahat etmeniz için lütfen bizi rahatsız edin. Konakladığınız süre içerisinde isteklerinizi ve şikayetlerinizi lütfen bize iletin. Nitovikla konukseverliğini yaşayın.

 

NİTOVİKLA ADI

  Kıbrıs’ın en eski kalelerinden biri olan Nitovikla Kalesi, Kuruova’nın yaklaşık 4 mil güneyindeki sahil şeridinde doğal olarak tahkim edilmiş bir platonun güneybatı köşesinde yer almaktadır.

Yaklaşık 400×100/200 metre ebadındaki dikdörtgen biçimli alçak bir tepenin ucuna yapıldığından, yarısı çökmüş durumdadır. Kazısı Einar Gjerstad başkanlığındaki İsveç Arkeoloji Heyeti adına Erik Sjöqvist tarafından 1929 yılının sonbaharında gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen kazılar sonucu kalenin yaklaşık 40×35 metre ebadında dikdörtgen planlı olduğu ve 3 mimari evre geçirdiği anlaşılmıştır. İlk evrede kalenin etrafı surlarla çevrili olmamasına karşın, ikinci evrede etrafı surlarla çevrilmiştir. Yaklaşık 3-6 metre yükseklikte olabileceği tahmin edilen duvarların temel inşaatında moloz kum taşları, köşelerde daha büyük taşlar ve sur bedeninde ise kerpiç kullanılmıştır. Kaleye girişi sağlayan kuleli iki kapının dış kısmında yüksek birer rampa bulunmaktadır. Rampaların kapıya hücüm eden askerlerin buradan savunma yapan kaledeki askerler tarafından imha edilmesi amacıyla yapılmış olabileceği tahmin edilmektedir.

   Kalenin ortasında üzeri açık bir avlu vardır. Evler surlara bitişik olarak inşa edilmiştir. Damları, kaleye dıştan gelecek saldırılara karşı askerlere ‘Seğirdim Yolu’ (Parados) görevi de görmekteydi. Kalasların üzerine dalların konması ve bunların da üzerlerinin kalın bir çamur tabakasıyla sıvanmasıyla düz olarak yapılmışdı. Buraya avluya konan ahşap merdivenlerle ulaşılmaktaydı. Evlerin zeminleri kireç harcına batırılmış küçük çakıl taşlarındandır. Orta avluda çakıl taşlarından yapılmış bir sunak vardı. Kalenin su gereksinimi, kale içindeki bir sarnıç ile taş bir bir küpten ve kalenin dışındaki bir su kuyusundan karşılanmaktaydı. Kalenin mezarlığı ise doğudaki sur duvarlarının dışında yer almaktaydı.

  Kalenin Orta Tunç Devri’nin (M.Ö 1900-1650) sonuna doğru yani (M.Ö XVII. Yüzyılda) denizden gelen Hyksos akınlarına, ya da yerel ayaklanmalara karşı inşa edilmiş olabileceğine inanılmaktadır. M.Ö XVIII. Yüzyılda Mısır, Suriye ve Filistine sahip olan Mısır kökenli Hyksos’ların Anadolu’da oturduklarına ve buradan Kıbrıs’a akınlar düzenlediklerine